Mimaride çevreci yaklaşımlar

Mimaride çevreci yaklaşımlar

Doğal kaynakların sonsuz olmadığı ve bilinçsizce kullanıldıkları takdirde bir gün tükenebilecekleri gerçeği ile birlikte atıkların tekrar kullanılması ve geri dönüşümü, kaynak israfını önlemek, çevrenin korunumu ve enerji tasarrufu açısından her geçen gün önem kazanmaktadır. Günümüzde atıkların tekrar kullanımı, sürdürülebilir mekânlar yaratmayı amaçlayan projeler, mimarlık alanında genişçe yer bulmaktadır.

Kentlerde yaşayan kişi sayısının artması ile birlikte atık üretimi de her geçen gün buna paralel olarak artış göstermektedir. Bugün nüfusun %54’ü şehirlerde yaşarken, 2050 yılında bu oranın % 70 çıkacağı öngörülmektedir. Kentlerde yaşayan insan sayısının giderek artması, kentleşme ve sanayileşme, hızla artan ve farklılaşan tüketim alışkanlıkları kentlerde yaşanan birçok sorunun yanında atık miktarını artırmış, türünü değiştirmiştir. Atık miktarını artması ve türünün değişmesi ise doğanın kapasitesinden daha fazla kaynak kullanımı ile çevre sorunlarını artırmaktadır. Bahsettiğimiz bu atıklar ne yazık ki doğal çember içinde emilip kaybolabilen atıklar değildir. Yukarda bahsetmiş olduğumuz gibi kentleşmenin bu denli artması, arazi ve kaynakların savurganca kullanılmasına neden olmaktadır. Çünkü insan doğasına aykırı bir yaşam alanları çevresel deformasyonu arttırmaya neden olmaktadır.

Son zamanların en önemli kavramlarından biri olan ve çevre sorunlarıyla ilgili her konuşmada değindiğimiz sürdürülebilirlik kavramı mimaride de karşımıza çıkmaktadır.  Küresel ve yerel tartışmaları içinde “sürdürülebilir mimari” estetik ve kültürel değerlerin yanında, hem iklimsel ve yerel değerlerin ifadesini hem de bilimsel gelişmeler ışığında yeni ekolojik sistem ve bilgi teknolojilerinin tasarımlarını içerir. Aynı zamanda minimum enerji harcayarak maksimum çeşitliliğin ortaya çıkarılmasında sürdürülebilir mimariye örnek oluşturur.

Her geçen gün doğayla bağını kopartan insanın, bu ilişkiyi tekrar hatırlatmak, doğayla ayrı düşmemesi için mimari anlamda ekolojik bir yaşam ortamı yaratılması önemli bir konudur. Konuya daha geniş açılımlar getirirsek de bunu, standart tasarım üzerine kuruluş anlayış yerine, çevreye uyumlu sistemlerin geliştirilmesi şeklinde açıklayabiliriz. 

Mimari alanında gördüğümüz çevreci yaklaşımlar yapım aşaması ve sonrasını ilgilendiren genişçe bir konudur.  Sürdürülebilir Mimari öncelikle doğaya uyum stratejileri üzerine kurulu basit ilkelerden çok daha kompleks ilişkiler içerir ve teknolojik destek gerektirir. Bu noktada teknolojik yenilik, sürdürülebilir mimari hareketin ve bölge coğrafyasına, yerel iklime duyarlı mimari formun oluşumunda, yeni tasarım temelini oluşturur. Daha basit ifade etmek gerekirse, tasarlanacak yapının o yerin iklimi ve topoğrafyasına göre yapılması, daha az enerji tüketilmesini bu da çevre adına yapılmış doğru bir sonuç olduğudur.

Kentleşmenin her geçen gün atması beraberinde mimarinin doğaya müdahalesi sonucu ortaya çıkan ekolojik sorunlar, 21. yüzyıl mimarları sürdürülebilir tasarımlar üretmek adına harekete geçmiştir. Bu kaynakların korunması yönünde önemli bir gelişme olmasının yanında, mimari form ile yaratılan bu ekolojik bilincin yayılması konusunda da önemli bir adımdır.

 

 


Yukarı